Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya Ahlakı 17 Ocak 2020 Türkçe Fransızca Hutbe

260

Tarih:17.01.2020

TEKNOLOJİ BAĞIMLILIĞI VE SOSYAL MEDYA AHLAKI

Muhterem Müslümanlar!

Yüce dinimiz İslam’ın ana gayesi, yeryüzünün en şerefli varlığı olan insanın can, mal, akıl, ırz ve inancını korumaktır. İslam dini, inansın-inanmasın, her insanın bu beş temel değerini dokunulmaz kabul eder. Hangi sebeple olursa olsun bu değerlerin zarar görmesine razı olmaz. Hayatın bütünü için geçerli olan bu durum teknolojiyi kullanırken de, internet ve sanal âlemde gezinirken de geçerlidir.

Aziz Müminler!

Teknolojiyi dinin, ahlakın ve akl-ı selimin doğru bulduğu şekilde kullanmak mümince bir duruşun gereğidir. Bu alanı amaçsız, verimsiz ve kontrolsüzce kullanmak ise bu beş temel değeri ihlal etmek demektir. Zira teknolojinin bilinçsiz kullanımı, kişinin sağlığını tehdit ederek canına, maddi kayba uğratarak malına zarar vermektedir. Gayr-i ahlâkî yönelimlerle iffetini, aşırı ve sapkın ideolojilerle inancını zedelemektedir. Düşünme ve idrak kabiliyetini bozmakta, akli melekelerini zayıflatmaktadır.

Kıymetli Müslümanlar!

Allah’ın verdiği aklı ve hammaddeyi kullanarak teknoloji üreten insan, bunu iyilik yolunda kullanmakla da yükümlüdür. Eğer teknolojiyi kullanarak helal kazancın yerine kumara, tasarrufun yerine israfa, iffetin yerine ahlaksızlığa, merhametin yerine şiddete yöneliyorsa, büyük bir yanlışın içerisindedir. Kendi eliyle fesadı yaygınlaştırıyor, geleceğini tehlikeye atıyor demektir. Diğer yandan telefon, televizyon ya da bilgisayar ekranının önünde vaktini heba ediyorsa, kendisine, ailesine ve Rabbine karşı vebal altına girmektedir. Maalesef aynı çatı altında ama birbirinden habersiz yaşayan ailelerin sayısı her geçen gün artıyor.

Değerli Müminler!

Hepimizin hayatında yerini alan internet ve sosyal medya, başıboş, ilkesiz ve sorumsuz bir alan olmamalıdır. Müslümana yakışan daima sorumluluk bilinciyle hareket etmek, Rabbinin koyduğu sınırlara uymaktır. Her durumda doğrunun yanında yer almaktır. Unutmayalım ki, normal hayatta olduğu gibi, internet ve sosyal medyada da insan haklarını ve özel hayatı ihlal etmek haramdır. Mahremiyete saygı göstermeyen her adım Kur’an’ın, “Birbirinizin kusurlarını ve mahremini araştırmayın.”[1] emri ile çelişir. Günlük hayatta yalan söylemek, insanları karalamak, iftira atmak nasıl günahsa, yayın dünyasında ve sosyal medyada da aynı şekilde günahtır. Yüce Allah oradaki söz ve davranışlarımızdan da bizi hesaba çekecektir.  Hutbenin başında okuduğum ayet-i kerimede Rabbimiz şöyle buyurmaktadır: “Hakkında kesin bilgi sahibi olmadığın şeyin peşine düşme. Çünkü kulak, göz ve kalp, bunların hepsi ondan sorumludur.”[2]

Aziz Müslümanlar!

Günümüzde teknolojiden tamamen uzak bir hayat mümkün değildir. Ancak teknolojiyi helal-haram hassasiyeti içinde, ahlaki ilkeleri koruyarak, insan hak ve özgürlüklerini ihlal etmeden kullanmak zorundayız. Böylece vaktimizi daha verimli ve emeğimizi daha anlamlı hale getirebiliriz. Yeryüzünü iyilikten ve huzurdan yana imar edebiliriz. Yeter ki teknoloji nimetini de Cenâb-ı Hakk’ın koyduğu ölçü ve sınırlar içinde kullanalım.

DÉPENDANCE TECHNOLOGIQUE ET ÉTHIQUE DES RESEAUX SOCIAUX

Chers musulmans !

L’objectif principal de l’islam est de protéger la vie humaine, les biens, la raison, l’honneur et la croyance. Selon l’Islam, ces cinq valeurs fondamentales de chaque être humain, qu’il soit croyant ou non, sont inviolables. Cela est aussi valable lorsque nous utilisons la technologie, lorsque nous surfons sur Internet et sur les réseaux sociaux. Par conséquent, il est du devoir de chaque croyant d’utiliser la technologie conformément à la religion, aux valeurs morales et à la raison. Parce que l’utilisation inconsciente de la technologie menace la santé et cause des pertes matérielles à la personne. Cela endommage sa pudeur avec des orientations non morales et sa croyance avec des idéologies déviantes. Elle perturbe la capacité de penser et affaiblit les facultés mentales.

Très chers croyants !  

L’homme qui produit la technologie avec l’intelligence donnée par Allah est obligé de l’utiliser dans la voie de la bonté. Si, en utilisant la technologie, l’homme se dirige vers les jeux du hasard au lieu du gain licite, vers le gaspillage au lieu de l’économie, vers la débauche au lieu de la pudeur, vers la violence au lieu de la compassion, alors cela revient à répandre le mal avec ses propres mains et mettre son avenir en danger. 

Par ailleurs, malgré qu’ils soient sous le même toit les membres d’une famille vivent dans l’ignorance des uns et des autres à cause d’une utilisation excessive du téléphone, de la télévision ou de l’ordinateur.

Chers croyants !

Ce qui convient le mieux à un musulman c’est d’agir de manière responsable en obéissant au limite qu’Allah a fixé. C’est aussi prendre sa place du côté de la vérité et de la justice. N’oublions pas que, comme dans la vie normale sur Internet et sur les réseaux sociaux transgresser la vie privée et les droits des autres sont interdits (haram).

Celui qui ne respecte pas la vie privée des autres contredit l’ordre du verset coranique « Et n’épiez pas ; et ne médisez pas les uns des autres. »

Le mensonge, la médisance et la calomnie sont des péchés dans la vie quotidienne, tout comme sur les réseaux sociaux. Notre Créateur nous voit aussi sur les réseaux sociaux et Son jugement se fera aussi sur nos actes et paroles effectués là-bas. Donc notre Seigneur déclare : « Et ne cours pas après ce dont tu n’as science aucune. L’ouïe, la vue et le cœur : sur tout cela, en vérité, on sera interrogé. »

Chers Croyants !

Certes, de nos jours il est impossible de vivre complètement loin de la technologie. Mais il faut l’utiliser en ayant une sensibilité envers les choses permises et illicite, sans transgresser les droits et la liberté de l’Homme. C’est pour cela que l’on peut construire la terre de bonté et de sérénité.

[1] Hucurât, 49/12.

[2] İsrâ, 17/36.

Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü

Teknoloji Bağımlılığı ve Sosyal Medya Ahlakı -17-01-2020 Türkçe Fransızca Hutbe indirmek için TIKLA