Musibetler Karşısında Mü’minin Tavrı 22-11-2019 Türkçe Fransızca Hutbe

3

MUSİBETLER KARŞISINDA MÜMİNİN TAVRI

Muhterem Müslümanlar!

Peygamber Efendimiz bir gün, çocuğunun kabri başında feryat eden bir kadına rastladı. Acılı anneye, “Allah’a isyan etmekten sakın ve sabret!” diyerek nasihatte bulundu. Üzüntüsünden Allah Resûlü’nü tanıyamayan kadın, “Bana karışma! Benim başıma gelen senin başına gelmedi ki!” deyiverdi. Bir müddet sonra onun Resûl-i Ekrem olduğunu anlayınca Hz. Peygamber’den özür diledi. Rahmet Elçisi ise şu tavsiyede bulundu: إِنَّمَا الصَّبْرُ عِنْدَ الصَّدْمَةِ الأُولَى “Gerçek sabır, musibetin geldiği ilk anda gösterilendir.”[i]

Aziz Müminler!

Hayatın akışı içerisinde her birimizin yaşadığı zorluklar, çile ve kederler, maddi ve manevi sıkıntılar olabilir. Çünkü bu dünya, imtihan yeridir. Bizim uğradığımız imtihanlardan çok daha fazlasını Resûlullah a.s. yaşamıştır. Nitekim daha doğmadan babasını, henüz altı yaşındayken annesini kaybetmiştir. Can yoldaşı eşini ve altı çocuğunu kendi elleriyle toprağa vermiştir. Mekke’de müşriklerin baskı, işkence ve dışlamalarına maruz kalmıştır. Tüm bunlara rağmen, asla ümidini ve inancını kaybetmemiş, daima Rabbine sığınmış ve O’ndan yardım istemiştir. Bunun yanında, şiddetten değil, merhametten yana olmuş, hiçbir zaman Allah’ın razı olmayacağı çözümlere başvurmamıştır.

Kıymetli Müslümanlar!

Hutbenin başında okuduğum ayet-i kerimede Yüce Rabbimiz şöyle buyuruyor: “Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla; mallardan, canlardan ve ürünlerden eksiltmek suretiyle sınayacağız; sabredenleri müjdele!..”[ii]

Elbette hiçbirimiz zorluklarla karşılaşmayı arzu etmez. Ancak biliriz ki, hayatın güzel anları kadar, sıkıntılı zamanları da dünya imtihanımızın birer parçasıdır. Cenab-ı Hak, insana bazen vererek bazen de alarak imtihan eder. Bu yüzden, musibetler karşısında isyan etmek, kırıp dökmek ya da kötü söz söylemek yerine, sabırlı ve metanetli olmaya çalışırız. Sağduyu ve akl-ı selim ile hareket ederiz. Sıkıntıyı aşmak için gerekeni yerine getiririz. her musibetten, dünyamıza ve ahiretimize yönelik dersler çıkartırız. İlim sahibi, tecrübeli insanlardan yardım alır, ondan sonra da Rabbimize tevekkül ederiz.

Değerli Müminler!

Sevgili Peygamberimiz şöyle buyurmuştur: “Müminin hali ne hoştur! Her hali kendisi için hayırlıdır ve bu durum yalnız mümine mahsustur. Başına güzel bir iş geldiğinde şükreder; bu onun için hayır olur. Başına bir sıkıntı geldiğinde sabreder; bu da onun için hayır olur.”[iii]

O halde, iyi günde olduğu kadar, kötü günde de hayata tutunmak ve Rabbimizle aramızdaki bağdan güç almak, imanın güzelliğindendir. Bunalmış bir insanın, çaresizliğini şiddete dönüştürmesi, kadın ve çocuklardan öfkesini çıkarması ise zulümdür. Hiçbir sıkıntı, anlaşmazlık ya da bunalım, kadına şiddeti reva gören bir zihniyetin mazereti olamaz. Çünkü şiddet, kul hakkı çiğnemektir; nefret tohumlarıyla aileyi zehirlemektir. Hâlbuki mümin, elinden ve dilinden merhamet yayılan, çevresine güven ve huzur aşılayan kimsedir. Zorluklar karşısında kişinin kendisine ya da ailesine zarar vermesi asla çözüm değildir. Çünkü dert varsa, dertlere derman olan Allah vardır. “O ne güzel Mevlâ, ne güzel yardımcıdır!”[iv] Sıkıntı varsa, sıkıntılara elbirliği ile çözüm bulacak dostlar, komşular, akrabalar vardır. Zira “Müminler ancak kardeştir!”[v]

Aziz Müslümanlar!

Acılarımızı isyana ve zulme dönüştürmeyelim. Unutmayalım; yaşadığımız zorluklar karşısındaki metanetli tavrımız, Allah katında nice kolaylığın müjdecisi olacaktır. Bu dünyaya, inanmak ve iyi işler yapmak için geldik. Rabbimizin yardımından ve rahmetinden ümidimizi kesmeyelim. Resûl-i Ekrem’in duasıyla Yüce Rabbimize niyaz edelim: “Biz Allah’a aitiz ve O’na döneceğiz. Allah’ım! Başıma gelen musibetin mükâfatını senden bekliyorum; bundan dolayı bana mükafat ihsan et, benim için onu daha hayırlısıyla değiştir.”[vi]

 

Le comportement du musulman face aux difficultés de la vie.

Très chers fidèles 

  Notre Prophète bien-aimé nous a expliqué le comportement que le musulman doit arborer lorsqu’il fait face aux épreuves de la vie, en ces termes concis: «La véritable patience est celle qui se manifeste au moment même de faire face au malheur». Le cours de la vie nous amène nécessairement à faire face aux difficultés d’ordre physique ou moral. Car ce monde n’est autre qu’un lieu d’examen, d’épreuve. Le Prophète a vécu, lui, des épreuves bien plus lourdes que celles auxquelles nous sommes confrontées. Mais il n’a jamais perdu espoir et se réfugiait constamment en Allah en demandant son aide. De même, il n’était jamais pour la violence, mais au contraire pour le pardon. Il n’avait jamais recours aux solutions allant à l’encontre de l’agrément d’Allah.

Dans le verset que j’ai lu au début du khoutbé, Allah, le Très-Haut dit: «Tres certainement Nous vous éprouvons de quelque façon, effroi et faim, et diminutions de biens, de personnes et de fruits. Or, fais bonne annonce aux endurants».

Très chers croyants 

              Nous savons, en tant que croyant, qu’il y a dans la vie, des moments agréables, tout comme des moments difficiles. Mais ils font parties des épreuves de ce bas-monde. C’est bien pour cela que face aux épreuves de la vie, nous essayons de patienter plutôt que d’être dans la plainte et la protestation. Nous faisons le nécessaire pour dépasser nos soucis, nos tracas. Nous demandons l’aide des personnes compétentes et expérimentés, puis plaçons notre confiance en Allah.

Dans un autre hadith, le Prophète dit: «Le croyant a une destinée étonnante ! Tout ce qui lui advient est bénéfique, et cela n’est réservé qu’à lui seul. En effet, lorsqu’un bien lui échoit, il remercie Dieu et ceci est un bien pour lui. Et s’il est victime d’un malheur, il se montre patient et cela est aussi un bien pour lui.».

Qu’une personne angoissée ou accablée transforme sa détresse en de la violence, ou encore en colère contre sa femme et ses enfants n’est autre que de l’injustice. Alors que le musulman est celui duquel doit se dégager, de ses paroles et de ses actes, du pardon. Il est celui duquel doit se dégager de la confiance et de la sérénité pour son environnement. Car s’il y a d’un côté des soucis ou des problèmes, de l’autre, il y a Allah, capable de remédier à la situation, mais encore, les amis, les voisins, ou encore les proches.

Très chers musulmans

Ne convertissons pas nos douleurs en complaintes ou en injustices. N’oublions jamais que notre attitude déterminée face aux épreuves est l’annonce des facilités à venir. Si nous sommes dans ce monde, c’est bien pour avoir foi en Allah et agir en bien. Ne perdons donc jamais espoir de l’aide et la miséricorde d’Allah..

[i] Buhârî, Cenâiz,31.

[ii] Bakara, 2/155.

[iii] Müslim, Zühd, 64.

[iv] Enfâl, 8/40.

[v] Hucurât, 49/10.

[vi] Müslim, Cenâiz, 4. (Din Hizmetleri Genel Müdürlüğü)

Hutbe MUSİBETLER KARŞISINDA MÜMİNİN TAVRI 22-11-2019 Türkçe Fransızca indirmek için TIKLA