Dünyevileşmek 01-11-2019 Türkçe Fransızca Hutbe

2

TARİH: 01.11.2019

DÜNYEVİLEŞMEK: GEÇİCİ OLANA GÖNÜL VERMEK

Muhterem Müslümanlar!

Hz. Peygamber, barış antlaşması yaptığı Bahreyn’e bir elçi göndermişti. Bu elçi bir müddet sonra yüklü miktarda malla Medine’ye geri döndü. Allah Resûlü durumu görünce önce gülümsedi, sonra şu uyarıda bulundu: “Sevinin ve sizi sevindirecek nimetleri bekleyin! Vallahi sizin için fakirlikten korkmam. Ancak ben, sizden önceki ümmetlerin önüne dünya nimetleri serildiği gibi, sizin önünüze de serilmesinden, onların o dünya nimetleri için yanıp tutuştukları gibi sizin de yanıp tutuşmanızdan ve bunun onları helâk ettiği gibi sizleri de helâk etmesinden korkarım.”[1]

Kıymetli Müminler!

İslâm, hayatımızın tamamını kuşatır. Rabbimizin emir ve yasakları, dünyada sırat-ı müstakimin, ahirette de cennetin vesilesidir. Buna rağmen, bazen dünya meşgalesine dalar, dinimizin hayat veren ilkelerini göz ardı ederiz. Peygamberimiz’in örnek hayatından uzaklaşır, İslam’ın hayatımıza anlam katan etkisini yavaş yavaş kaybederiz. Geçici olana meyleder, dünya-ahiret dengesini kaybeder, dünyevileşiriz.

Değerli Müslümanlar!

Dünyevileşmek; kişinin Allah’ı ve ahireti unutarak büyük bir hırsla dünyaya sarılmasıdır. Rabbine karşı sorumluluklarını ihmal etmesi, tamamıyla dünyaya yönelmesidir. Dinî inanç, değer ve davranışları hayatından uzaklaştırmasıdır. Hiç ölmeyecekmiş gibi dünyaya düşkün olmasıdır. Yüce Rabbimiz, bu konuda bizi şöyle uyarmaktadır: “.. Fakat siz dünya hayatını tercih ediyorsunuz. Oysa âhiret, daha hayırlı ve süreklidir.”[2]

Aziz Müminler!

Bu fani dünyaya imtihan için gönderilen bir Müslüman, ahiretini ihmal etmeden -elbette- dünyası için de çalışacaktır. Çünkü dünya nimetlerinden de meşru bir şekilde yararlanmak esastır. Nitekim Rabbimiz Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyuruyor: “Allah’ın sana verdiğinden, O’nun yolunda harcayarak âhiret yurdunu iste; ama dünyadaki nasibini de unutma. Yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışma! Şüphesiz Allah bozguncuları sevmez.[3]

Kıymetli Müslümanlar!

Dünyevileşmenin bize verdiği zararların başında bilinçsiz tüketim gelmektedir. Dünyanın bir köşesinde insanlar bir lokmaya bile muhtaçken, diğer bir köşesinde israf had safhadadır. Günümüz insanı mutluluğu tüketimde arar hale geldi. Çok ve pahalı tüketmekle mutlu olacağını zanneder oldu. Oysa aşırı ve dengesiz tüketim, insanî ve ahlakî değerlerimizi aşındırıyor. Sonuçta nice ailede huzursuzluk ve çaresizlik yaşanıyor. Hâlbuki Sevgili Peygamberimiz insanlığı şöyle uyarmıştı: Âdemoğlu ‘Malım, malım!’ der. Ey âdemoğlu! Acaba yiyip tükettiğinden, giyip eskittiğinden ve âhirette karşılığını almak üzere verdiğin sadakadan başka senin malın var mı ki?..”[4]

Muhterem Müminler!

İsrafı iktisada, hırsı kanaate, endişeyi tevekküle, bolluğu berekete dönüştürmenin yolu dünya ve ahiret arasında denge kurmaktır. Her iki hayatımıza da hak ettikleri oranda yatırım yapmaktır. Dünya hayatı göz açıp kapayana kadar geçmektedir. O halde sonsuz olan ahiret hayatı için hazırlık yapalım. Her işimizde ve davranışımızda gösterişten uzak, sade ve mütevazı olalım.

Hutbemizi bir ayet-i kerime mealiyle bitirelim: “Ey insanlar! Allah’ın verdiği söz haktır. Sakın dünya hayatı sizi aldatmasın, o aldatıcı şeytan da Allah hakkında sizi kandırmasın.”[5]

 

La mondanité

Donner son cœur aux choses temporaires (01/11/19)

Un jour Le Prophète (s.a.v) a averti : « Réjouissez-vous et ayez bon espoir de récolter ce qui vous procurera de la joie. Par Dieu ! Ce n’est pas la pauvreté que je crains pour vous, mais je crains que vous n’ayez accès aux largesses de ce monde comme en ont bénéficié vos prédécesseurs, et que vous vous concurrenciez à amasser les biens de ce monde qui vous feront périr comme ont péri ceux qui vous ont précédés. »

Chers frères

La mondanité c’est de s’accrocher à ce bas monde avec ambition, en oubliant Allah et la vie après la mort. C’est d’éloigner les croyances et les comportements religieux de sa vie. C’est de penser uniquement à ce monde au sujet du bénéfice et de la perte. Tandis que notre Seigneur dit : « Mais, vous préférez la vie présente, alors que l’au-delà est meilleur et plus durable ».

Chers Croyants

Le musulman qui vient au monde pour être éprouvé dans un équilibre, bien sûr, bénéficiera des bienfaits de ce monde. Mais il n’oubliera pas que son véritable objectif est la satisfaction d’Allah.

Valeureux Musulmans !

Il sera inévitable de rencontrer de nombreux problèmes, lorsque l’équilibre entre la vie d’ici-bas et l’au-delà est perturbé. Le déséquilibre social vient en premier. En effet, aujourd’hui d’un côté les hommes ont besoin d’une bouchée, alors que de l’autre côté il y a un énorme gaspillage. L’être humain est arrivé au point de chercher le bonheur dans la nourriture et la boisson pour son propre intérêt.  Son sentiment de penser à quelqu’un d’autre s’est affaibli. Le Prophète (s.a.v) a averti l’humanité : « Le fils d’Adam dit : « Mes biens ! Mes biens ! » Or qu’as-tu d’autre de tes biens, ô fils d’Adam, si ce n’est ce que tu as mangé et que tu as ainsi épuisé ; ou ce que tu as porté comme vêtements que tu as ainsi usés ; ou ce dont tu as fait aumône et que tu as ainsi préservé (pour ta vie future). »

Mes Frères

La vie passe en un clin d’œil. Préparons-nous donc pour la vie éternelle, la vie après la mort. Soyons simples, discrets et modestes dans chaque travail et chaque comportement.

Terminons notre sermon par un verset : « Ô hommes ! La promesse d’Allah est vérité. Ne laissez pas la vie présente vous tromper, et que le grand trompeur (Satan) ne vous trompe pas à propos d’Allah ! »

 

[1] Buhârî, Meğâzî, 12; Müslim, Zühd, 6.

[2] A’lâ, 87/16,17.

[3] Kasas, 28/77.

[4] Müslim, Zühd, 3.

[5] Fâtır, 35/5. (DİB Din Hizm. Genel Mdl.)

01-11-2019 Hutbe Dünyevileşmek Türkçe Fransızca indirmek için TIKLA