Diyanet İşleri Başkanı Erbaş’tan Gazze’de yaşanan katliamlara ilişkin açıklama

37

Diyanet İşleri Başkanı Prof. Dr. Ali Erbaş, Gazze’deki katliamlara ilişkin açıklama yaparak, “İnsanlığı ve uluslararası hukuku hiçe sayan gözü dönmüş bir anlayış Kudüs’ü, işgalci bir topluluğa teslim etme adına tam bir vahşet uygulamaktadır” dedi.

Bugün insanlığın kadim şehri, selam yurdu ve İslam’ın ilk kıblesi Kudüs, barbarca bir işgal ile karşı karşıyadır. İnsanlığı, vicdanı, ahlakı, uluslararası hukuku hiçe sayan gözü dönmüş bir anlayış Kudüs’ü, işgalci bir topluluğa teslim etme adına tam bir vahşet uygulamaktadır. Mübarek Ramazan-ı şerifin arefesinde, Gazze’de, elinde ve yüreğinde iman ve cesaretinden başka bir şey olmayan onlarca masum insan, bütün dünyanın gözü önünde hunharca katledilmiştir.

Elbette hiçbir zorbalık Filistin’in, Gazze’nin ve Mescid-i Aksa’nın özgür geleceğine engel olamayacaktır. Allah’ın çevresini mübarek kıldığı bir şehri hiçbir zalim güç kirletemeyecektir. Bütün zalimler kendi yaktıkları ateşin kurbanı olmuştur ve tarih, nice zalim ve zorbanın helak oluşuna şahittir. Bugün Kudüs’te huzur, barış, güvenlik ve umuda kastedenler de sebep oldukları kaosun içinde boğulmaya mahkûmdur.

Önemli olan zulmün ve haksızlığın karşısında kimin hangi tavrı takındığıdır. Kudüs, Müslümanların ve insanlığın önünde bir vicdan, hukuk ve ahlak sınavıdır. Peygamberler diyarına kast edilirken, Müslümanların harîm-i ismeti ihlal edilirken herkesin durduğu yer; vicdanının resmidir. Dolayısıyla Kudüs’ün izzeti çiğnenirken, insanların yaşama, inanç ve düşünce özgürlüğüne insafsızca müdahale edilirken, vahiyle kutsanan şehirde ezanlar susturulurken duyarsız kalanlar; insanlık vicdanında mahkûm, tarihin ve geleceğin önünde mahcup, âlemlerin Rabbinin huzurunda rezil ve rüsvay olacaklardır.  

Filistin ve Kudüs’ü işgal edenlerin, dünyayı savaş ve kargaşaya sürükleyenlerin insaf, vicdan, hukuk, insan hakları gibi değerlerin hiçbirini umursamadığı artık kesinleşmiştir. Bu noktada yegâne çözüm, ümmetin bir araya gelerek zulme ve işgale engel olmasıdır. Zira bugün Kudüs’te masum insanları katleden zalimler, ümmetin dağınıklığından cesaret almaktadırlar. Dolayısıyla yeryüzündeki bütün Müslümanlar olarak ümmet bilinciyle iman kardeşliğimizi pekiştirelim. Zorlukları hep beraber aşmanın çarelerini arayalım. Beraberliğimizi zedeleyen ve gücümüzü zayıflatan fitnelere fırsat vermeyelim. Coğrafyamızı kan ve gözyaşı diyarına çeviren zalimlere engel olalım.

Sonuç olarak açıkça ifade etmeliyim ki Kudüs, ilelebet Filistin’in başkentidir ve öyle kalacaktır. Diyanet İşleri Başkanlığımız ve aziz milletimiz her zaman mazlum Filistin halkının yanındadır ve onlara her türlü desteği vermeye devam edecektir.

Bu vesileyle, Gazze’de şehit olan kardeşlerimize Allah’tan rahmet diliyorum. Allah’ın rahmetinin yeryüzünü kuşattığı Ramazan ikliminde kalplerimizi ve dualarımızı Filistin için de birleştirmemizi istirham ediyor, Yüce Rabbimden, inayetini bizlerden esirgememesini niyaz ediyorum.


Ayant fait une déclaration concernant les massacres à Gaza, le Président des Affaires Religieuses, le Prof. Dr. Ali Erbaş, a affirmé : « Une mentalité furieuse et dépourvue du sang-froid, qui ignore toute l’humanité et le droit international, fait preuve de barbarie afin de rendre al-Quds à une communauté envahissante».

Aujourd’hui, Al-Quds, la ville antique de l’humanité, la patrie de la paix et la première qibla de l’Islam, est confronté à une occupation barbare. Une mentalité furieuse et dépourvue du sang-froid, qui ignore toute l’humanité et le droit international, fait preuve de barbarie afin de rendre al-Quds à une communauté envahissante. A la veille du mois sacré de Ramadan, des dizaines des personnes innocents, qui n’ont rien en main et en cœur que leur courage et leur foi, ont été massacrés brutalement devant les yeux de tout le monde.

Sans doute, aucun despotisme n’entravera l’avenir indépendant de la Palestine, de Gaza et de la Mosquée al-Aqsa. Aucune puissance cruelle ne pourra salir une ville dont l’environnement est rendu sacré par Allah. Tous les oppresseurs ont été la victime du feu qu’ils ont enflammé et l’histoire a témoigné la perte de tant d’oppresseurs et despotes. Quant à ceux qui tentent aujourd’hui de ruiner la prospérité, la paix, la sécurité et l’espoir à al-Quds, sont obligés de se noyer dans le chaos qu’ils ont causé.

Ce qui importe, c’est la position prise par les gens contre l’injustice et l’oppression. Al-Quds est une épreuve de conscience, de droit et de morale pour les Musulmans et l’humanité. La position prise par les gens lorsqu’on vise le pays des prophètes et qu’on viole le foyer sacré des Musulmans, représentera l’image de leurs consciences. Donc, ceux qui gardent le silence lorsqu’on abatte l’honneur d’al Quds, qu’on intervient cruellement la liberté de vivre, de croyance et de pensée des gens,  qu’on fait taire les appels de prière dans une ville bénie par la Révélation, seront condamnés auprès de la conscience de l’humanité, penauds devant l’histoire et l’avenir, et ignobles devant Seigneur des mondes.  

Il est devenu défini que ceux qui occupent la Palestine et al-Quds, qui conduit le monde à la guerre et au chaos, se balancent d’aucune des valeurs tels que la pitié, la conscience, la justice, les droits de l’homme. La seule solution dans ce cas est que l’oumma se réunisse et contrecarre cette cruauté et occupation. Car, c’est du désordre de l’oumma que les barbares qui, aujourd’hui,  massacrent les gens innocents à al-Quds, prennent courage. Donc, en tant que les Musulmans, consolidons notre fraternité de foi, et recherchons ensemble des chemins à surmonter les difficultés. Ne donnons pas l’opportunité aux zizanies nuisant à  notre solidarité et affaiblissant notre pouvoir. Ne permettons pas les oppresseurs qui ont l’intention de transformer notre géographie à une contrée de sang et de larmes.

En conclusion, je dois exprimer ouvertement qu’al-Quds est la capitale de la Palestine et il la demeurera éternellement. Notre Présidence des Affaires Religieuses et notre noble peuple seront toujours avec le peuple palestinien opprimé et continueront de lui assurer toute sorte de soutien.

A cette occasion, je souhaite que la bénédiction d’Allah sur nos frères et sœurs qui sont devenus martyres à Gaza. Je vous prie de réunir nos cœurs et nos prières au mois de Ramadan où la Terre comble de bénédiction d’Allah  pour la Palestine et je souhaite que mon Grand Seigneur ne nous prive pas de Sa grâce.